26 Mayıs 2017 Cuma

DIY - TV Ünitesi


İstediğiniz gibi bir televizyon ünitesi / kitaplık bulamıyorsanız yapacağınız iki şey vardır:
Ya bir marangoza yaptıracaksınız, ya da kolları sıvayacaksınız :)

Biz ikinciyi seçtik ve tam da istediğimiz gibi bir sonuca ulaştık, hem de sadece iki akşam iş çıkışı üzerinde çalışarak.

Malzemeler aşağıdaki gibi:
 3 adet açık raf
 2 adet seperatör panel. Tek başına fotoğraflamayı unutmuşum. Arka kısımdaki delikli kısım. (panellerin boylarını rafların boyuyla aynı boyda olacak şekilde Koçtaşın kesim bölümünde kestirdik. Böylece iki büyük panel iki de küçük panelimiz oldu)

 2 kutu boya + fırça 


Hepsini Koçtaş'tan aldık.
Kaç adet alınması gerektiğini yanlarına yazdım.

Yapımına gelince;
İlk önce demonte olan 3 adet rafı monte ediyoruz. Sonra rafları ve seperatör panelleri ayrı ayrı boyuyoruz. Kuruduktan sonra raflarla aynı boyda kestirdiğimiz panelleri rafların arkasına çivi ile tutturuyoruz. Böylece televizyonun iki yanında kalan kısımlar bitmiş oluyor.

Televizyonun altında kalan kısım için de, 1 adet rafı tam ortadan testere ile kesiyoruz ve bu iki parçayı yan yana monteliyoruz. Panelleri kestirdikten sonra elimizde kalan iki küçük paneli de bu kısmın arkasına çivi ile sabitliyoruz.

En son da bu dört parçadan oluşan üniteyi birbirine sabitliyoruz.

Raf paketinden çıkan raf sayısı bize az geldiği için raf boyutlarında cam kestirip bunları da aralara yerleştirdik.

Ve çok amaçlı tv ünitemiz böylelikle evimizde yerini aldı :)









Fehmi biraz büyüyüp ayaklanınca da alt kısımlara yine Koçtaş'ta satılan panjur dolap kapaklarından takıcaz. Şimdilik bi kaç ayımız daha var :)

Sevgiler
Gonca


25 Mayıs 2017 Perşembe

DIY - Emzirme Geceliği


Hastane çantamı hazırlarken en zorlandığım şey lohusa geceliği bulmak oldu. Süslü püslü, dantelli gecelikler bana göre değildi. Bana göre deyip beğendiklerim de acayip pahalıydı. O zaman kendim dikerim deyip pinterestte gezinmeye başladım. Bir kaç fikri kendimce harmanlayıp işe koyuldum.

Kalıp olarak askılı bir bluzumu kullandım. İki kat yaptığım kumaşın üzerine yerleştirdim. 1cm dikiş payı vererek yanlarını + yakasını + kol evlerini kestim. Askı kısımlarını önde ve arkada 2cm uzatarak kestim ki daha sonra çıt çıtları dikebileyim. Geceliğin boyunu da istediğim uzunlukta bitirdim.

Dikiş makinesiyle önce yanları birleştirdim, sonra etek ucunu ve kol evlerini kıvırdım. Yakasını dümdüz kıvırmak yerine, kumaşın kenarlarındaki püskül kısımını ince şerit halinde keserek monte ettim. En son askıların en ucuna dikdörtgen şeklinde parça kesip diktim. Üzerlerine de 3er adet çıtçıtı elimde diktim.

Bu sayede 1 tl çıtçıt + 2 tl kumaş maliyetiyle, 3 tl gibi bir rakama istediğim gibi bir geceliğim oldu :)
Hoş, doğumdan sonra hastanede geceliği giydikten hemen sonra lekeleyip yedek geceliğimi giymek zorunda kaldım ama ne yapabilirim, kısmet böyleymiş :) 









Sevgiler
Gonca

20 Nisan 2017 Perşembe

Hamileliğim & Doğum Hikayem


Algıda seçicilik mi yoksa takip ettiğim bloggerların / kişilerin genelde belli bir yaş aralığında olmasından mıdır bilinmez, herkes ebeveyn olma yolunda ya da benim hamileliğim süresince olmuş durumda. Bu durum benim açımdan hem iyi hem de kötü oldu. İnstagramda, bloglarda, kitaplarda hamilelerin tecrübelerini okudukça bazen paranoyaklaştım bazen rahatladım. Ama en nihayetinde diyebilirim ki, her hamilelik ve her doğum kendi hikayesiyle geliyor bunu bir kez daha anladım.

Hamileliğim Allahıma şükürler olsun çok rahat geçti.

İlk trimesterı pek hatırlamıyorum. Büyük bir bölümü uyuyarak geçti :) Hiç mide bulantım, kusmam, koku hassasiyetim olmadı. Sadece yiyip içip uyudum :)

İkinci trimester genelde hamileliğin balayı gibi geçermiş. Dedikleri gibi de oldu. Karnım henüz büyümemişti. İşe gidip gelmekte pek sıkıntı yaşamadım. Sadece artan iştahım ve çabucak dolan midem aralarında anlaşamadılar o kadar :)

Üçüncü trimester, yer çekimiyle ve kapasitesi azalmış idrar kesemle savaş halinde geçti. Sürekli yere bir şeyler düşürdüm ve büyüyen karnım sayesinde almakta çok zorlandım. Geceleri en az
3 kere çişe kalktım. Yatakta sağdan sola dönmek bile zorken üç kere yataktan kalkmak ne kadar zor olabilir siz tahmin edin. Bunun dışında artık iyice hissedilen tekmeler, minik adamın hıçkırıkları, odasının hazırlıkları, alışverişler son trimesterın en güzel yanlarıydı :)

Ve doğum hikayem.

37inci haftadaki çatı muayenesi sonrası moralim biraz bozuldu. Çünkü normal doğum için yeterince geniş değil dedi doktorum, ama çok da dar değil dedi. Bekleyelim görelim dedi.
Ben hep 40 haftaya kalmadan gelir bebeğim diye düşünüyordum. 38de gelir, bilemedin 39da diye geçiriyordum içimden. Ama kendisi 40+3te gelmek istedi :)

Sabaha karşı 4te ilk sancı geldiğinde içimi bir heyecan kapladı :) Sonra aralıkları azalarak aynı şiddette devam etti. Bu sırada duş aldım, biraz uyudum, kahvaltı ettim. Saat 8'de nişanım geldi. Biraz daha bekleyip, doktorumu aradım hastaneye gel dedi. 12 gibi hastaneye giriş yaptık. Henüz hiç açılmamıştım. Kendi sancılarım açılmaya yetecek şiddette değildi. Yatışım yapıldı, suni sancıya başlanıldı. Sancıların şiddeti giderek artmaya, ben de açılmaya başlamıştım. Artık dayanamayacağım boyuta ulaşmıştı sancıların şiddeti. Epidural takıldı, bir doz iğne yapıldı. Sancıların şiddetini daha az hisseder oldum, dinlenme fırsatı bulmuştum. Epiduralin etkisi geçmeye başladı ve sancılar yine dayanılmaz boyuta ulaştı, bir doz daha epidural yapıldı. suni sancının hızı artırıldı, böylece açılmam hızlandı. Gece 10 buçuktan sonrası benim çığlıklarım, ağlamalarım, doktorumla yaptığımız ıkınma egzersizleri, su kesesinin patlatılması ile geçti. Nihayet yeterince açılmıştım ve bebek de iyice aşağı inmişti. Doğumhaneye alındım. Doktorumun komutlarıyla, ebemin ve eşimin yardımıyla çalıştığımız gibi ıkınmaya başladım. İki ıkınma arası artık nefes almaya bile takatımın kalmadığını hatırlıyorum. Nihayetinde, saat 23:15'te doğum gerçekleşti. O anki rahatlama paha biçilemez. Birden tüm acılarım ve yorgunluğum dinmişti. Dikişlerim atılırken doktorumla tekstil sektöründen sohbet ediyorduk :)

Bebeğimiz 4 kilo 40 gr olarak dünyaya geldi. Boynuna kordon dolanmıştı ve biraz da içerde kakasını yapmıştı ama çok şükür ki ikisi de bir sorun teşkil etmedi.

Doğumumun kolay olduğunu söyleyemeyeceğim. Okuduğum, dinlediğim, hayal ettiğim bir doğum gibi değildi. Zordu ama kesinlikle buna değerdi. Allah isteyen herkese bu duyguyu yaşatsın dilerim.

İlk bir haftamız geçti bile. Doğum kadar zor olan başka bir konu da emzirme konusu. şimdilik düzene oturtmaya çalışıyoruz. Bu konuda da ne kadar okuduysam izlediysem de bebek kendi emme zamanını, tarzını kendi yaratıyor. Çatlaklar için de herkes bir şey söylüyor. Ben ayva çekirdeği jeli kullanıyorum. Düzelmesine çok az kaldığını hissediyorum.

Artık blogumun yeni bir konusu daha oldu.

Canım oğlum Fehmi Tuna.

Bakalım bizi ne maceralar bekliyor.

Sevgiler.
Gonca



4 Şubat 2017 Cumartesi

Avokadolu Dip Sos

Yemek.com'u bilir misiniz? 
Yeni tariflerin, pratik bilgilerin, eğlenceli içeriklerin olduğu bir site. Ben orada vakit geçirmeyi pek severim. Orada görüp denemek için kaydettiğim bir sürü tarifim var. Geçenlerde fırına patatesleri attığımda bir yandan da kaydettiğim sos tariflerinden birini yapıverdim. İnanılmaz pratik ve lezzetli oldu. Patatesler fırından çıkmadan çoktan hazırdı. 

Tarif, sitenin yazarlarından Alp Tuncer'e ait. Ben ölçülerle biraz oynadım. Orjinali için buraya tıklayabilirsiniz. Benim ölçülerim de aşağıdaki gibi.

Avokadolu Dip Sos

* 1 adet olgun avokado
* 2-3 dal taze soğan
* 2-3 tatlı kaşığı süzme yoğurt 
* 2 tatlı kaşığı limon suyu
* 2 yemek kaşığı zeytinyağı
* Karabiber
* Tuz


Taze soğanları ince ince doğruyoruz ve tüm malzemeleri iyice karıştırıp krema kıvamına getiriyoruz.

Afiyet olsun :)

Yanına benim gibi patates yapmak isterseniz de, kızartmak yerine, doğrayıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisinde patatesleri yağlamadan sadece biraz tuzlayarak fırında kızarana kadar pişirebilirsiniz.






Sevgiler
Gonca

19 Ocak 2017 Perşembe

Kestaneli Pekmezli Kurabiye

Yemek defteri tutma gibi bir alışkanlığımın olmayışından dolayı, yapıp beğendiğim tarifleri tekrar yapmak için bulmak benim için sıradan bir şeye dönüştü :( Aslında iki kere niyetlendim. Deftere güzel güzel yazmaya, varsa yemeğin fotoğrafını yapıştırmaya başladım. Ama 4. - 5. tariften sonrası hep fiyaskoyla sonuçlandı. Şimdi o defterlerimin arası minik kağıtlara yazılmış ama onlara da başlık atmadığım için ne tarifi olduğunu anlamanın çok zor olduğu tariflerle dolu. 

İnternetten yeni bir tarif bulduğumda ve yapmaya niyetlendiğimde, genellikle cep telefonundan bakıyorum tarife. Onun da ekran koruyucu nedeniyle ekranının kararması yüzünden stres atmak için girdiğim mutfakta sinirlerimin gerildiği olmuyor değil :)

O nedenle yaptığım ve beğendiğim tarifleri blogumda toparlamaya karar verdim. 

Burada fotoğraflarıyla birlikte kayıt altında olması en güzeli olucak sanırım :)

** 

Bu tarifi geçen sene yapmıştım. Fotoğrafların arasında gezerken rastladım.  O sıra çok sık yaptığımdan olsa gerek uzun bir süredir yapmıyorum. 

Tarifini nereye yazdığımı bulmak baya bir zamanımı aldı. Başlık atmadığımdan dolayı malzeme listesinden tanıdım.Üstelik kaynağını da not almamışım :( İnternete malzeme listesini girip aradım ancak kaynağına ulaşamadım. 

Gelelim tarifimize.

Kestaneli - Pekmezli Kurabiye


Hamur malzemeleri: 
250 gr tereyağı
1 yumurta sarısı (beyazı üzerine sürülecek)
1 çay bardağı sıvı yağ
1 çay bardağı yoğurt
2 paket kabartma tozu
1 paket vanilin
4-5 su bardağı un

İç malzemeleri:
Kestane
Kuru incir
Kuru üzüm
Yarım su bardağı şeker
Yarım su bardağı su
1 tatlı kaşığı tarçın

Üzeri için:
Yumurta beyazı
Fındık
Pekmez


Yapılışı:
Hamur malzemelerini bir güzel yoğuruyoruz.
İç harcımız için kestaneleri haşlıyoruz. İncirleri doğruyoruz. Diğer malzemelerle birlikte şeker eriyip su buharlaşıncaya kadar tavada pişiriyoruz.
Hamurdan yuvarlak parçalar koparıp içine harcımızdan koyup yuvarlak şekil veriyoruz.
Önce yumurta akına sonra fındığa batırıp 200 derece önceden ısıtılmış fırına veriyoruz.

Üzeri çok kızarmayacak şekilde pişirip, fırından çıkarıp, daha sıcakken, bir kaç kaşık pekmez döküyoruz.

Hamurunda şeker olmadığı için pekmezi dökmeyi ihmal etmemiz gerekiyor. 


* İç harcı istediğimiz gibi şekillendirebiliriz. Elmalı - Cevizli - Balkabaklı - Havuçlu - Kayısılı.. aklımıza ne gelirse ya da evimizde o an hangi malzeme varsa.

Afiyet olsun :)







Sevgiler
Gonca

10 Ocak 2017 Salı

Temelli geldim :)

Eskiden bi defterim vardı. Yaptıklarımın fotoğraflarını çeker, renkli çıktısını alır, bu deftere yapıştırırdım. Aynı zamanda blogda da paylaşırdım. Defter dolunca yenisine başlayamadım. Ama işin üzücü tarafı bloga yazmayı bırakmam oldu. Daha doğrusu bloga yazmayı seyrekleştirmem oldu. 

Ama bugün aldığım kararla bloggerlığa geri dönüyorum :) Anılarım, yaptıklarım, dinlediklerim, izlediklerim burada yer almaya devam edecek. Arşive baktığımda neler yapmışım görüp hatırlayabileceğim. Bu güzel duyguyu tekrar yaşayabileceğim. 

Bu sözüm de burada dursun ki arada dönüp gaza gelebileyim :)




Sevgiler
Gonca